Whatsapp Destek 0850 665 6065
  1. Ana Sayfa
  2. Kaygı Mı, Kaygı Bozukluğu Mu?
Kaygı Mı, Kaygı Bozukluğu Mu?

Kaygı Mı, Kaygı Bozukluğu Mu?

  • 26 November 2021
  • 0
  • 15
  • 0 Yorum

Kaygı Mı, Kaygı Bozukluğu Mu?

Nedir bu anksiyete? Doğuştan sahip olduğumuz temel duygulardan biri olan anksiyete denilen şey ‘kaygı’ hali anlamına gelmektedir. Modern dünyada oldukça karşılaştığımız, duyduğumuz hatta belki de sahip olduğumuz bir problemdir. Anksiyete ya da diğer bilinen adıyla kaygı, kötü bir şeyler olacağına dair duyulan nedensiz bir korku ve tedirginlik hali olarak tanımlanabilir. Ancak bu duygu karşımıza çıkabilecek tehditlere karşı hazırlıklı olmamazı ve kendimizi savunmamıza yardımcı olan bazı mekanizmaları harakete geçirmektedir. Herkes hayatında farklı farklı problemlerle karşılaşabilir. Sağlık sorunları, iş/okul stresi, ilişkisel problemler, ekonomik sorunların yanında zorlu geçen bir iş görüşmesi ya da zorlu bir sınav gibi konulardan dolayı duyulan kaygı olağandır. Ayrıca anksiyete bilinmeyen bir tehdit karşısında verilen duygusal bir yanıt da olabilmektedir. Örneğin; gece karanlık bir sokakta tek başınıza yürüdüğünüz zaman duyduğunuz huzursuzluk ve gerginlik hissi başınıza bir şey gelebileceği düşüncesiyle kaygılanmanız normaldir. Bu durumda yaşadığınız kaygı normal, işlevsel hatta faydalıdır. Kaygı ‘dövüş ya da kaç’ durumlarında tehlikeyi belirlememize ve tehlikeye karşı tepki vermemize yardımcı olur. Hatta uygun düzeydeki kaygı performans arttırmaya yardımcı bile olabilmektedir. Kaygı uygun düzeyde olduğunda faydalı bir duygu olsa bile olması gereken düzeyin üstüne çıktığı zaman olumsuz etkiler ortaya çıkarabilmektedir. Yani endişeler ve korkular karşı konulamaz bir hale dönüşüp gündelik hayatımıza etki etmeye başladığında artık anksiyete, anksiyete bozukluğu sorununa dönüşmüş olabilir. Bu noktada sağlıklı ve sağlıksız kaygıyı ayırt etmek, kaygının artmasına neden olan olayları gözden geçirmek kaygıyla başa çıkmada yardımcı olmaktadır. Unutmayalım ki sağlıklı kaygı bizde yardımcı olurken sağlıksız kaygı işlevimizi bozabilmektedir. Sağlıklı ve sağlıksız kaygıyı ayırt edebilmemiz konusunda yardımcı olabilecek bir örnek verecek olursam; bayram tatili için memleketinize gitmeye karar verdiniz. Sağlılı kaygı örneği olarak arabanızın bakımının tam olması, emniyet kemerinizin takılı olması, eşyalarınızı hazırlamış olmanız ve yolculuk için uykunuzu almış dikkatinizi yola verebiliyor olmanızdır. Bu konularda kaygılanmak sizi yola çıkmaya hazırlar. Sağlıksız kaygı örneği olarak ise yolda lastiğinizin patlayacağını düşünmeniz, yolda kalacağınızı düşünmeniz, yolda kalp krizi geçireceğinizi düşünmeniz vb düşünceler verilebilir. Bu düşünceler bir tür felaket senaryosudur ve bu konularda önlem almak pek mümkün olmamaktadır. Bu tip felaket senaryoları yüksek kaygı, gerilim ve huzursuzluk yaratmaktadır. Bu yüzden işlevsiz hatta işlev bozucu bir düşünce şeklidir. Anksiyete bozukluğunun belirtileri? Anksiyete bozukluğunun sık görülen fiziksel belirtileri arasında nefes almakta güçlük, kalp atışında hızlanma, sıcak basması, terleme, göğüste ağrı, kaslarda gerilme, mide bulantısı, baş ağrısı ve dönmesi, ağızda kuruluk ve uyku problemleri görülebilmektedir. Diğer görülen belirtiler arasında ise huzursuzluk ve gergin hissetme, sinirlilik hali, yorgun hissetme, ağlama nöbetleri ve yeme problemleri, konsantrasyon problemi görülebilmektedir. Bu belirtiler kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte anksiyete şiddetine göre de farklılık gösterebilmektedir. Nasıl başa çıkabilirim? İlk olarak kaygıyı tanımak ne ile başa çıkmaya çalıştığınızı öğrenmek oldukça önemlidir. Kaygıyı tanıyın ki başa çıkma konusunda kendinizi daha donanımlı hissedin. Sonrasında kaygınızı fark ettiğiniz anda aklınızdaki sizi kaygılandıran düşüncelere odaklanın. Kaygınız sağlıklı ise onu kabul edip neler yapabileceğinize odaklanın. Ancak sağlıksız bir kaygıya benziyorsa bunun kontrolünüz dışında bir şey olduğuna odaklanın ve kendinize hatırlatmalarda bulunun. Yaşadığınız kaygıyı tüm fiziksel semptomlarıyla birlikte kabul edin. Gevşeme teknikleri uygulayın (Derin bir nefes alın. Bunu yaparken ayak parmaklarınızdan başınıza kadar tüm kaslarınızı tek tek sıkmaya özen gösterin. Kaslarınızı sıkarken aldığınız nefesi 5 saniye boyunca tutun ve sürenin sonunca nefesinizi vererek kaslarınızı serbest bırakın. Tüm kaslarınızız rahatladığını hissedin.). Kaygı verici düşüncelerinizi yazın. Düşüncelerinizi not alarak onları izlemeniz size yardımcı olacaktır. Yazdığınız düşünceler için alternatif düşünceler geliştirip bunları da notlarınıza ekleyebilirsiniz. Kaygılanmak için zaman ayırın ve kaygılandığınız şeyler üzerine düşünün. Kaygılarınızı kontrol etmek üzerine çalışmalar yapın. Diğer yandan kaygı stresli bir olay sonucu oluşuyorsa stres ve endişe ile baş edebilme becerileri geliştirmek, gerçek dışı düşünceleri yeniden yapılandırmak ve konu hakkında farkındalık kazanmak da kaygıyla mücadelede oldukça önemlidir


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rating*